1. Beled Suresi

(Mekke’de nazil olmuştur ve 20 ayettir. Adını, ilk ayette geçen, Mekke’yi anlatan ve «şehir» anlamına gelen «beled» kelimesinden almaktadır. Bu surede in­sanın yaratılışından, onun bazı davranışlarından, insana veri­len üstün vasıflardan, o vasıfları iyiye kullanmayanın kötü akı­betinden, iyiye kullananların da mutlu geleceklerinden söz edilir.) 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla

1-  Hayır! Bu şehre yemin ederim.

2-  Sen bu şehirde sakin iken

3- Babaya ve doğan çocuğa da

4-  Ki şüphesiz biz insanı bir zorluk içinde ya­rattık.

5- O, hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

6- O, «Yığınla mal tüketip yok ettim» diyor.

7- Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sa­nıyor?

8- Biz ona iki göz vermedik mi?

9- Bir dil ve iki dudak?

10-Biz ona (iyilik ve kötülük olarak) iki açık yol göstermedik mi?

11-  Ama o, zor geçide yüklenip girmedi.

(«İktahame»nin manası, kendisi için zor ve meşakkatli bir işe yönelmektir. «Akabe» zor geçit demektir. Şüphesiz zor geçit­ler aşılarak dağların yükseklerine çıkılır. Bu nedenle bu ayetin anlamı, «Biz ona (iyilik ve kötülük olarak) iki açık yol gösterdik» demektir. Birincisi, bu yol yükseklere gider, ama meşakkatli ve zor geçitlere sahiptir. Onu geçmek için insan nefsine, hevesleri­ne ve şeytanın vesveselerine karşı mücadele etmelidir. İkinci yol onu uçuruma götürür. Bu yol kolaydır. Çünkü ona düşmek için bir meşakkate ihtiyaç yoktur. Kendini serbest bırakması yeterli­dir. Nefsinin bağlarını gevşetmesi ile dalalete düşer. Kendisine iki yol gösterdiğimiz insan uçuruma giden yolu izlemiş ve onu yükseklere çıkartacak olan zor geçitten vazgeçmiştir)

12-  Zor geçidin ne olduğunu sana öğreten ne­dir?

13-  Bir boynu (esaret zincirinden) çözüp salıver­mektir.

14-  Ya da açlık gününde doyurmaktır.

(Yüce Allah sarp yokuşu ve onun yapısını açıklamaya İslam davasının sunulduğu özel çevre­nin (toplumun) en çok ihtiyaç duyduğu bir nesne ile başlıyor. Çile çeken boyunları esirlik zincirin­den kurtarmak ve yoksullara yemek yedirmek. Az­gın ve inkârcı bir toplumun kendilerine çok katı davrandığı zavallıların karınlarını doyurmaya çok ihtiyaç vardır. Sonra yüce Allah bir olguya de­ğiniyor. Bu olgu herhangi bir topluma, zamana özel değildir, insanlar sarp yokuşu kurtuluşa doğ­ru aşarlarken o olgu ile mutlaka yüz yüze gelirler)

15-  Yakın olan bir yetimi.

16-  Veya yerde sürünen bir yoksulu.

17-  Sonra (insan zor geçide yüklenip giren­lerden olmadığı gibi) iman edenlerden, sab­rı birbirlerine tavsiye edenlerden, mer­hameti birbirlerine tavsiye edenlerden de olmadı.

18- İşte bunlar (zor geçide yüklenip giren­ler ve iman edenler ise) uğur ve bereket ehli kimselerdir.

19- Ayetlerimizi inkâr edenler ise, uğur­suzluk ye bereketsizlik ehli kimselerdir.

20- Üzerlerine kalıcı bir ateş kapan­mıştır.

 

Bana whatsapptan ulaş mı diyorsun? Numaranı bırak