113.Felak Suresi 

        (Mekke’de nazil olmuştur ve 5 ayettir. Felak, sabah manasına geldiği gibi yarmak manasına da gelir.  Bundan sonra gelen Nâs süresiyle birlikte ikisine «iki koruyucu» anlamında «muavvizeteyn» denir Bazıları sahih olmayan birtakım rivayetler esasınca Yahudi olan Lubeyd ibni A’sam’ın Hz. Peygamber’i Medine’de büyülediğini kaydetmektedirler. Rivayetlerde bu büyünün süresi birkaç gün bazılarında birkaç ay olarak gösterilmektedir. Öyle ki bu sırada Hz. Peygamber eşleriyle ilişkiye geçtiğini hayal ettiği halde aslında onla­ra dokunmamışım.  Yapmadığı halde bazı şeyler yaptı gibi kendisine gösterilmiştir Rivayetlere göre bu iki sure Hz. Peygamber’i bu halden kurtarmak için inmiştir Hz. Pey­gamber rüyasında kendisine haber verildiği şekilde yapı­lan büyüyü ortaya çıkarıp bu iki sureyi okuduğunda dü­ğümler çözülmüş ve Peygamber’in üzerinde bu kötü hal ortadan kalkmıştır. Ne var ki bu rivayetler eyleminin ve tebliğinin aslını oluşturan nebevi ismet sıfatına aykırı düş­mektedir Hz. Peygamber’in her sözünün birer sünnet ve yasa olduğu şeklindeki inançla da bağdaşmamaktadır.  Sonra Kur’an’ın açıklamasına da terstir Çünkü Kur’an, Peygamber’in büyülenmediğini belirtmektedir Müşrikle­rin bu türden iftiralara dayalı iddialarını yalanlamakta­dır Üstelik eğer kâfirler Peygamber’i büyüleyebilme gü­cüne sahip olsalardı, onca yıl savaşmalarına ve büyük ka­yıplar vermelerine gerek kalmazdı. Hemen Peygamber’i büyüler ve bu davayı ortadan kaldırırlardı. Dolayısıyla bu rivayetler gerçeğe uzak görünmektedir Temel inançlar hususunda esas alınan hadislerde tevatür şarttır Oysa bu konu ile ilgili hadisler haber-i vahittir ve haber-i vahit ise temel inançlar hususunda kanıt sayılamaz. Sonra Pey­gamber ‘in Medine ‘de büyülendiği söylendiği halde, bu iki sure, tercih edilen görüşe göre Mekke ‘de inmiştir Dolayı­sıyla bu da mezkur rivayetlerin temelsiz olduğunun güçlü bir kanıtıdır) 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla

1- De ki: Ben, karanlığı yarıp saba­hı ortaya çıkaran Rabbe sığınırım

2- Yarattığı şeylerin şerrinden

3- Ve karanlığı çöktüğü zaman ge­cenin şerrinden

4- Ve kördüğümlere (felaketlere, için­den çıkılmaz belalara) üfürenlerin (neden olanların) şerrinden.

(Ayetin büyü yapan veya erkekleri doğru kararların­dan saptıran icadın kadınlarla ilgili olduğunu söylemek doğru değildir Zira sihir yapanlar ve erkekleri azminden ve doğru kararlarından saptıranlar sadece kadınlar değil­dir Genelde kadınların bu işi yaptığı görüşü sadece bir iddiadır ve gerçeklerle örtüşmemektedir. Dolayısıyla eğer büyücülerin ve saptıranların şerrinden Allah’a sı­ğınmak gerekiyorsa, bunu sadece kadınlara özgü kılma­nın mantığı olamaz. Ayrıca Kur’an’ın evrensel değerleri­ne de terstir ayrıca ilginçtir, ayette büyü yapan kadınla­rın kast edildiği söylendiği halde, sözde Peygamber’i büyüleyen kimsenin de Lübeyd b. A’sam adlı Yahudi bir erkek olduğu söylenmektedir Ayrıca üfürmek maddi bir anlam ifade ettiği gibi, telkin ve ilham gibi manevi bir an­lam da ifade edebilir Velhasıl bu ayetin büyü, büyücü ve saptırıcı kadınlar ile ilgisi yoktur Aksine maksat dünyada savaşlar, depremler, seller, yanardağların harekete geçmesi, terör, büyük patlamalar, bulaşıcı hastalıklar, nükleer savaşlar, çevre kirliliği, küresel ısınma, küreselleşme, salgınlar vb. felaketlerin meydana gelmesine ne­den olan karanlık güçlerdir Ayrıca «neffasat» illa kadınların sıfatıdır diye de söylenemez. Zira «Elif-ta» («at» eki ile) ile ifade edilen çoğul kelimeler, çoğu zaman akıl sahibi olmayan müzekkerler (erkekler) Hakkında da kulla­nılmaktadır Tıpkı «riyahun asifat, eyyemun haliyat, merfuat, mecrurat, mensubat ve mensucat gibi. Ukad kelime­si ise «ukde»nin çoğulu olup kördüğümler, zorluklar, içinden çıkılmaz sıkıntılar, problemler anlamındadır)

5- Ve haset ettiği zaman, hasetçinin şerrinden

 

 

Bana whatsapptan ulaş mı diyorsun? Numaranı bırak