• Fecr suresi Mekke’de nâzil olmuştur.
  • Sure 30 âyettir.
  • İsmini, birinci âyette geçen ve “tan yerinin ağarması, sabah aydınlığı” mânasına gelen اَلْفَجْرُ (fecr) kelimesinden alır.
  • Bir taraftan Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz kudretini, nihâyetsiz ilim ve hikmetini gösteren varlık ve hadiselere yemin edilerek, bir taraftan da helak edilmiş önceki toplumlardan misaller verilerek insanlık, dünya imtihanının farkında olmaya, Allah’a ve âhirete imana ve O’na kulluk ve teslimiyete çağrılır.
  • Kıyâmetin dehşetli manzaralarından kesitler sunularak, mü’minlerin ve kâfirlerin âkıbetleri haber verilir.
Ayet ayet ilerlemek isterseniz aşağıda bulabilirsiniz.

  • 89/FECR-5
  • هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ
  • Hel fî zâlike kasemun li zî hicr(hicrin).
  • Akıl sahibi olanlar için, bunlarda gerçeği kanıtlayan bir yemin değeri var, değil mi?
  • 89/FECR-8
  • اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ
  • Elletî lem yuhlak misluhâ fîl bilâd(bilâdi).
  • Ki, beldeler arasında onun eşi benzeri yaratılmamıştı.
  • 89/FECR-9
  • وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ
  • Ve semûdelleziyne câbûssahre bil vâd(vâdi).
  • Vâdilerde kayaları oyup yontarak sağlam evler yapan Semûd kavmine?
  • 89/FECR-13
  • فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ
  • Fe sabbe aleyhim rabbuke sevta azâb(azâbin).
  • Bu yüzden Rabbin onlar üzerine azap kamçıları yağdırdı.
  • 89/FECR-15
  • فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ
  • Fe emmel insânu izâ mebtelâhu rabbuhu fe ekremehu ve na’amehu fe yekûlu rabbî ekremen(ekremeni).
  • Ama insan, Rabbi onu varlıkla sınayıp da kendisine ikramda bulunduğu ve bol bol nimetler verdiği zaman: “Rabbim beni şerefli kıldı” der.
  • 89/FECR-16
  • وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ
  • Ve emmâ izâ mebtelâhu fe kadere aleyhi rızkahu fe yekûlu rabbî ehânen(ehâneni).
  • Buna karşılık onu darlıkla sınayıp da rızkını kısıverince: “Rab­bim beni rezil, perişan etti” der.
  • 89/FECR-17
  • كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ
  • Kellâ bel lâ tukrimûnel yetîm(yetîme).
  • Hayır! Doğrusu siz, Allah’tan ikram bekliyorsunuz ama kendiniz yetîme değer vermiyor, ona ikram etmiyorsunuz.
  • 89/FECR-18
  • وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ
  • Ve lâ tehâddûne alâ taâmil miskîn(miskîni).
  • Muhtaçları doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
  • 89/FECR-19
  • وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلًا لَمًّاۙ
  • Ve te’kulûnet turâse eklen lemmâ(lemmen).
  • Mirastan ne gelse, helâl-haram demeden alabildiğine yiyorsunuz.
  • 89/FECR-21
  • كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكًّا دَكًّاۙ
  • Kellâ izâ dukketil ardu dekken dekkâ(dekken).
  • Hayır! Böyle yapmayın! Yeryüzü birbiri ardınca şiddetle sarsılıp toz-toprak, dümdüz olduğu,
  • 89/FECR-22
  • وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّاۚ
  • Ve câe rabbuke vel meleku saffen saffâ(saffen).
  • Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman!
  • 89/FECR-23
  • وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ
  • Ve cîe yevmeizin bi cehenneme yevmeizin yetezekkerul insânu ve ennâ lehuz zikrâ.
  • O gün cehennem de bütün dehşetiyle getirilir. İnsan o gün, tüm yaptıklarını birer birer hatırlar; ama bu hatırlamanın ona ne faydası olur ki?
  • 89/FECR-24
  • يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ
  • Yekûlu yâ leytenî kaddemtu li hayâtî.
  • Ölümcül bir pişmanlık içinde: “Keşke sağlığımda şu ebedî hayatım için bir hazırlık yapmış olsaydım” der.
  • 89/FECR-25
  • فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ
  • Fe yevmeizin lâ yuazzibu azâbehû ehad(ehadun).
  • O gün Allah’ın vereceği azabı hiç kimse veremez.
  • 89/FECR-28
  • اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ
  • İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten.
  • Sen O’ndan râzı, O da senden râzı olarak Rabbine dön!